Yüksel Arslan

01.05.2019 – 05.05.2019

Frize New York / Spotlight Section / Booth #S4 / Randall’s Island Park, NY

Galeri Nev ve Galerist, Frieze New York’un 2019 edisyonu, Spotlight bölümünde eşsiz sanatçı, filozof, bilge, ağır işçi, büyücü ve kazıyıcı Yüksel Arslan’ı (İstanbul, 1933 – Paris, 2017) sergilemekten onur duyar.

1933 yılında İstanbul’un Eyüp semtinde, göçmen bir işçi ailesine doğan Arslan’ın tüm eserlerinin temelini oluşturan okuma eylemine olan yoğun ilgisi, gençliğinde sığındığı dünya klasikleri ile tetiklenmiştir.  Yüksel Arslan, ‘daha önce gidilmemiş yollardan giderek resim yapmak’ düşüncesiyle İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Enstitüsü’nde okur. Mezuniyetinin ardından, İstanbul’da Galeri Maya’da ilk sergisi açılır ve tüm eserler satılır. Arslan, çok istediği sanat kitaplarını artık alabilecektir. Bu kitaplardan birinde tarih öncesinden boya reçeteleri ile karşılaşır: Toprak, bal, yumurta akı, yağ, kemik iliği, sidik, kan… Bu malzemelere bazen rendelenmiş sabun ya da ot, tütün, çay suları da ekleyerek, 1955’ten itibaren giderek yetkinleşeceği kendi tekniğinin mucidi olur. 1958’de İstanbul’da Alman Kültür Merkezi ikinci sergi “Fallizm” açılır. Bu erotik ve otobiyografik eserler büyük yankı uyandıracaktır. Hocası İpşiroğlu’nun evinde şair ve sanat eleştirmeni Edouard Roditi ile karşılaşır. Roditi, Arslan’a koleksiyonerler yollayacak ve Paris’e döndüğünde çalışmalarından André Breton’a bahsedecektir. Çok geçmeden, André Breton’dan, Paris’te, Daniel Cordier Galerisi’nde yapılacak (Aralık 1959-Ocak 1960) ve erotizm teması üzerine kurulacak Uluslararası Gerçeküstücülük Sergisi’ne katılması için bir davet mektubu alır. Bunun üzerine, 1961 yılında Paris’e yerleşir. Artık eserlerini “art” (sanat) sözcüğü ile Fransızca’da kullanılan “-ure” ekini birleştirerek “arture” olarak isimlendirecektir. Arslan’ın “arture”leri, Rönesans mühendislerinin çizimlerine, erken ansiklopedik illüstrasyonlara, on beşinci yüz yıl Orta Doğu minyatürlerine ve hafif renk paleti ile tarih öncesi mağara resimlerine benzerlikler gösterir. 1964’te Galeri Charpentier tarafından düzenlenen ve Gerçeküstücülük tarihinin en önemli sergilerinden biri sayılan Surréalisme: Sources, Histoire, Affinités (Gerçeküstücülüğün Kökenleri, Tarihi ve İlişkileri) sergisine davet edilir. Serginin kataloğunda Arslan’ın sıkıntılarla saplantıların birbirlerine aşılandığı, gerçekdışı bir dünyanın yaratıcısı olduğundan söz edilir. Bunu izleyen yarım asırı aşkın zaman boyunca, kendisinin bir “sanatçı” olduğunu asla kabul etmeyen Arslan, bir arkeoloğun sabrı, bir işçinin telaşı ile yeni “Art(h)urian” efsanesinin sahnelerini oluşturacaktır. O, kâbuslar, hastalıklar, işkenceler ve her an yolundan çıkabilecek cinsel kaprislerin pençesinde “İnsan”ın talihsizliğini sürgündeki bir kralın kayıtsızlığı ile kayıt eder. Sizleri, bu anlatının ana bölümlerini oluşturan “Influences”, “Nouvelles Influences” ve tabii “L’Homme” dizilerinden seçtiğimiz eserler ile, kralın kağıda döktüklerine tanıklık etmeye davet ediyor